“Patlamaya Devam”: Osmanlı Afyonkeşlerinin XXI. Yüzyıl Hapçılarına...

Yazar: Admin
16.03.2026 19:36
23 görüntülenme

“PATLAMAK”

Kitaplarda okuduğum bir şeye sokakta ya da internetin çöplüğünde rastlamak şu hayatta bana en çok keyif veren şeylerden biri. Sokakta duyduğum ve yazılı kaydıyla karşılaşmayı ummadığım bir tabiri kitaplarda bulmak da öyle. “Patlamak” bunun bir örneği.

Bu argo fiil deyim sanırım hemen herkesin kulağına bir kez çalınmıştır. Mesela bundan on yıl önce “İsyan Tetick” tarafından kaydedilip YouTube’a yüklenen ve türünü tayin edemediğim (Türkiyede böyle şeylerin adlandırılması çok ihmal ediliyor, hatta adlandırmaya tenezzül bile edilmiyor)[1]Adana Merkez Patlıyor Herkes” şarkısında geçer. YouTube’da 86 milyon görüntülenmesi var. Buna ya shit-postlarda rastlamış yahut da sokakta piyasaya çıkmış bir Tofaş yanınızdan geçerken maruz kalmışsınızdır:

Adana Merkez, patlıyor herkes

Şekeri atan kopmalık açıyor son ses

Peki ne demek “patlamak”? Hulki Aktunç, bu tabir için “(Uyuşturucu) Etkisini yoğun biçimde göstermek.” karşılığını vermiş. “Uyuşturucu” kelimesini, sadece afyon, eroin gibi merkezi sinir sistemi üzerinde uyuşturucu etki yapan maddeleri içeren bir terim olarak değil, ekstazi gibi uyarıcıları ve LSD, meskalin gibi halüsinojenleri de kapsayan daha genel bir çatı isim olarak kullandığı notunu düşeyim. Ben bunun yerine daha kapsayıcı bir ifade olan “keyif verici”yi tercih ediyorum. Ama sanırım bu düzelti de, Hulki Aktunç’un tanımının bütün eksiklerini tamamlamıyor. Ben bu tabirin 1. (eskimiş?) Hap halindeki keyif vericilerin yoğun etkilerini göstermelerini (benzer: kafasının gelmesi) 2. (güncel ve işlek) Ekstazinin kendine mahsus etkisini göstermesini (benzer: kafasının gelmesi) ve ayrıca 3. (sanırım 2000’lerden sonra) bir alt-kültür fenomeni olarak kendine mahsus bir MDMA tecrubesini ifade ettiğini tespit ediyorum. Bu anlamda patlamanın öznesi keyif verici madde değil, onu kullanan kişidir. (cıgara döndürmek deyiminin cıgara dönmek’e dönüşmesi gibi bu dönüşümde de özne değişmiştir) Detaylarına müteakip paragraflarda değineceğim.

 

PATLAMANIN KÖKENİ

“Afyonu patlamak”, “afyonu patlamamak” gibi deyimler yukarıda saydıklarım arasında birincinin, şimdilik en eski örnekleri olmalı. Bu deyimlerin eskiliğini doğrudan tarihleyecek veriye henüz sahip değilim, ama Avanzade Mehmed Süleyman’ın “Mükemmel Hazine-i Letaif”nde geçen (1315/m. 1899) “Bir kimse ‘Pöh!’ diyecek olsa ‘Afyon mu çatlatdın!’ diye kıyametleri koparırsınız.” cümlesindeki “afyon çatlatmak” ifadesini, “afyon patlatmak” deyiminin bir varyantı ve dolayısıyla afyonun “patlama”sının da karinesi olarak değerlendiriyorum. Bu deyimlerinin tamamı, hap halinde yutulan afyonun kana karışarak etkisini göstermesi durumuna referans veriyor. (Osmanlı tiryakilerinin ramazanda harman kalmamak için başvurdukları bir teknikten geçen haftalarda bahsetmiştim, arzu eden o yazıyı da okuyabilir).

Türkiyede afyon XX. yüzyılda yavaş yavaş yerini eroine bırakıp piyasadan çekildi ve artık  ne afyon kaldı, ne afyonkeş. Ama bir afyon kullanım pratiğine atıfla başka durumları anlatan “afyonu patlamamak” gibi deyimler kullanılmaya devam ediyor. “Patlamak” ifadesi ise görünüşe bakılırsa MDMA kullananlar tarafından tevarüs edildi. Bunun eroin ve morfin gibi afyon türevleri dururken ya da sözgelimi kokain, LSD veya bonzai yerine ekstaziye miras kalmasını ise saydığım diğer keyif vericiler farklı formlarda bulunur ve farklı yollarla alınırken ekstazinin hap olarak yutulmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Bu ifadenin kullanıldığı örnekler şu anda sayıca az olmalarına karşılık mevcut tanıklıkların tamamında sözkonusu keyif verici, hap formundadır. Metin Kaçan’ın ilk baskısını 1990 yılında yapan “Ağır Roman”ından bir örnek:

Sahte ipek gömleklerini rüzgârın asaletine satmış olan pezolar, yuttukları hapların patlamasını beklerken, Eda’nın vizite suyuyla ıslanan Gıli Gıli Salih’e “Ulan artık hayatın boyunca karı derdin olmaz, bütün mitralar ayaklarına kapanıp tapacaklar sana,” diyerek balinalar gibi gülüştüler.

Burada artık afyonun yerini muasır haplar almış, ama patlayan hala keyif vericinin kendisi, kullanıcı değil. 2000’lerden sonra ise İsyan Tetick’in şarkısındaki gibi patlayan şey artık keyif verici değil, onu kullanan kişi. Bunun örneklerine kitaplarda pek rastlayamadım, şimdilik örneklerim sokaktan ve internetten. Mesela gözbebekleri büyümüş, dişlerini sıkan, terli birine -MDMA alametleri gösteren birine- “Patlıyor musun?” diye sorulabilir ve “Patlıyorum” ya da “daha patlamadım” gibi cevaplar alınabilir yahut “Geçen semtte patlıyorduk” gibi cümleler duyabilirsiniz. Patlamak, bir eğlence etkinliği olarak MDMA kullanıp yoğun etkilerini tecrube etmeyi ifade eder, buna çoğu zaman müzik ve dans eşlik eder.

İnternette “patlama”nın bu şekilde kullanıldığı örnekler mevcut, bulunması daha kolay olsun diye örneği diziden vereceğim: “Sıfır Bir”de Celil’in Adem’in mekanına gittiği sahne. Bu sahnenin kesiti de @SfrBir YouTube kanalında “Gençler Sabahtan Akşama Kadar Patlıyorlar” başlığıyla yayınlanmış.

 

PATLAMALIK

Afyon tiryakilerinden şeker atan gençlere miras kalan bu tabir, bir tür müzik kategorisine de isim vermiştir: Argoda “patlamalık” denen bu kategori, yüksek tempo, belirgin bas, build-up/drop kurgusu gibi yapısal ortaklıkları bulunan, farklı müzik janrlarını kapsayan bir çatı isim olarak kullanılır ve bu kategorinin cem ettiği parçalara MDMA tribinde hal-i ekstasis içre çılgınlar gibi dans etmek için başvurulur. Bu kategorinin bir diğer ismi de “kopmalık”tır. Keyif vericiler ve dansı birleştiren bir alt-kültür fenomeni olan patlamak, bu bakımdan belki rave’le mukayese edilebilir. Aralarında ortaya çıktıkları coğrafya, öznelerinin kültürel sermayesi, estetik kodlar, rafinasyon ve kurumsallık gibi bir dizi farka karşılık MDMA ve dans gibi bazı asgari müşterekler tespit edilebileceğini sanıyorum. Kişinin şeker atıp etkilerini tecrube etmesi anlamında değil ama bunun belirli bir tarzı olan “patlamak” fenomenini belki “semt rave’i” olarak niteleyebiliriz. (Araştırmamı bu yönde ilerletmeyeceğim, ama bir uzman bununla ilgilense güzel olurdu, etnomüzikologları göreve davet ediyorum.)

Ek olarak sadece bu örnek bile, Memalik-i Türkiyye’ye LSD’den daha sonra duhul etmiş olmasına rağmen MDMA’in kültürümüze daha çok nüfuz etmiş, halkta daha çok karşılık bulmuş olduğunu gösterir. LSD bugün bile varlığından az sayıda insanın haberdar olduğu bir sırken, ekstazi çoktandır kalabalıklar tarafından tanınmış ve popüler kültürde yer edinmiştir.

 

SONUÇ

Hayatın bayağı ve köksüz görünen bir parçasının köklerine uzanmak, harman kalmadan oruç tutmanın çarelerini arayan Osmanlı afyonkeşlerinden XXI. yüzyılın sokak kültürüne erişen bir devamlılığı örnekleriyle tespit etmek, ve hatta oradan da rave’e bir kanca atmak, bana MDMA misillü dopamin salgılatıyor. İşbu örneği de Türkiyedeki mükeyyifat kültürünün -elbette kökleri daha geriye de uzanır ama bu örnek özelinde- Osmanlı İmparatorluğundan bugüne kesintisiz bir devamlılık arz ettiğini gösteren eden diğer örnekler arasına katıyorum. Ex nihilo nihil fit, hiç değilse es-südûr. Roma bir günde kurulmadı, Türkiye de öyle.



[1] Hani “Mary Shelley's Frankenstein”da (1994) Kaptan Robert Walton, canavara sorar: "Who are you?" El-cevap: "He never gave me a name." O hesap.